Gıda AnalizAile ÖzelSağlıklı Hayat

Helal Strateji Geliştirmek Kolay Değil

İnsan ve Hayat okuru olarak helali aramanın ne demek olduğunu, yayınladığınız yazılardan, çıkardığınız kitaplardan, dergilerden, düzenlediğiniz platformlar ve yayınlardan özenle takip ediyorum. Hayatımızda da bu minvalde büyük değişiklikler yaptık. Artık aldığımız ete dikkat etmekle kalmıyor, o etin menşeine kadar adım adım her aşamayı eline mercek alıp inceleyen bir dedektif titizliğinde takip ediyoruz.

Haliyle ilk başlarda biraz sıkıntılar oldu. Gittiğimiz misafirliklerde önümüze et, tavuk ikilisinden bir şeyler geldiğinde ailemle biz göz göze geliyorduk. Sonra uygun bir dille sofradakilerin nereden alındığını, nasıl temin edildiğini soruyor, eğer güvendiğimiz bir marka veya kurban eti gibi kendilerinin bizzat kesiminde bulundukları türden bir etse, gönül rahatlığıyla yiyorduk. Yok değil ise, sofradaki alternatiflerle idare ediyorduk. Sadece salata ve yoğurt ile iktifa ettiğimiz çok olmuştur.

Ancak…

Böyle davranarak keskin kurallarımızı ortaya koyuyor ve gittiğimiz her yerde akrabalarımıza dostlarımıza helalliğin ölçüsünü, etin kesimini, sofraya geliş aşamasına kadar pişmemiş tavuğun başına gelenleri öğrendiklerimizden hareketle anlatıyorduk.

Gel zaman git zaman akrabalarla mangalda da boy göstermeye başlamıştık. Önce küçük çaplı birkaç ailenin katılımıyla bir mangal yapalım, dediler. Daha doğrusu her şeyi ayarlamışlardı ve bizi de davet ettiler. Kıramayacağımız, geri çeviremeyeceğimiz bir davetti. Ailede küçük bir yuvarlak masa toplantısı yaptık. Ne yapmalıyız, gitmesek ayıp olacak, gitsek mangaldakilerden yemesek yine ayıp olacak, hassasiyetimizden söz etmiştik; ama tam anlamıyla karşı tarafta bir intiba uyandıramamıştık. Bunun da farkındayız. Peki, öyleyse bu girift bilmeceden nasıl çıkacaktık?

Bir fikir…

Birden kalktım ve dolabı açtım. Buzlukta dondurulmuş şeksiz şüphesiz helalinden et ve tavuklardan birkaç poşet olduğunu gördüm. “Davete icabet edip gideceğiz, onlara katılacağız ve hiç kimseyi kırmadan, küstürmeden hassasiyetimizi bir kez daha anlatarak bu getirdiklerimizden yiyeceğimizi.” söyleyelim.

Eşimle biraz bunun üzerinde durduk. Ayıp olur dedik, mangala gidiyoruz, yanımızda kendi etimizi götürüyoruz, böyle iş mi olur, dedik. Fakat en nihayetinde başka bir çıkar yol bulamadığımız için malzemelerimizi yanımıza aldık ve öyle gittik.

Anlattık. Tekrar tekrar anlattık. Aile büyüklerimiz biraz gerilmedi değil. Ne yani, biz şimdi haram mı yiyoruz, bu yaptığınız iş mi canım, diye çıkıştı?

Velhasıl biraz sakinleşti. Dedik ki “Biz böyleyiz, kusura bakmayın. Dışarıdan, bilmediğimiz yerlerden et, tavuk ve bilumum işlenmiş ürünleri yemiyoruz. Bu konuda netiz.”

Akabinde güzelce pikniğimizi yaptık. Muhabbetimizi sohbetimizi ettik ve gönül rahatlığıyla tekrar evimize döndük.

Bu kararlılığımız karşısında sağlam bir intiba oluşturmuş olmalıyız ki birkaç hafta sonra geniş katılımlı bir mangal operasyonunda bunun semeresini aldık. Nasıl mı?

Geniş katılımlı bir mangal organizasyonu düzenleyeceklermiş. Yaklaşık 7-8 aile ve ortalama 30 kişinin olacağı bir mangal etkinliğinden söz ediyorlarmış. Biz biraz uzakta oturuyoruz ama buna rağmen bizi de çağıracaklarmış; fakat ortada bir problem varmış. Tahmin ettiğiniz üzere o problem bizim dışarıdan et yemememiz imiş. Onlar kendilerince düşünmüşler, taşınmışlar. Bizi çağırmasalar ayıp olacakmış, çağırdıklarında et hususundaki hassasiyetimizden mütevellit diğer katılan ailelere, akrabalara ne diyeceklermiş. Neticede 30 yıldır alışveriş yaptıkları aile kasapları varmış, ona da ayıp olacakmış vs… Bu durum uzayıp gidiyor. Bayağı düşünüp dert edinmişler anlayacağınız…

En nihayetinde kendi içlerinde konuşmuşlar, hassasiyetimizi anlatmışlar. Sonra bizi aradılar ve dediler ki böyle böyle bir piknik düşünüyoruz eti sen alır mısın, o dediğin helal yerden, dediler.

“Ne demek efendim!”

Hemen siparişleri aldım ve et, tavuk, köfte olmak üzere üç parçada bütün alışverişi yaptım. Bu et başka et, bu tavuk başka tavuk, bu köfte başka köfte diyerek latife etseler de sofrada gerçekten “başka” olduğunu anladılar. İstisnasız herkes, soru yağmuruna başlamıştı. Bu köftenin içinde ne var böyle, baharatları karışımı çok hoş, kendi lezzeti de öyle. Bu tavukların markası ne, çok leziz ve doyurucu. Bu etleri hangi kasaptan aldın, hiç sertleşmeden çok güzel pişiyor vs…

Günün sonunda yüzümde anlamlı bir tebessüm vardı. Mutluydum çünkü 2 kişinin kararlılığı ile 32 kişi de şüphesiz, temiz ve gerçek helalliğin tadına varmıştı. O hassasiyeti taşımaya başlamıştı.

Helali arama stratejileri cidden kolay değil. Ancak kararlı olduktan sonra girilemeyecek kapı, aşılamayacak sur kalmıyor. Hatta bazen siz hiçbir şey yapmasanız bile sadece hakikat yolunda inandığınız uğurda bekleseniz bile yanlışlar ve yolunu bulmaya çalışanlar bile gelip sizi bulabiliyor. Buradaki en önemli ve tek unsur şüphesiz şu: Sizin dosdoğru, kararlı ve istikamet üzere olmanız.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu