Tarifsizlik ve Talihsizlik Dünyası, İnternet Sözlükleri

0

Fikir ve inanç erozyonuna maruz kalıyorsa zihinler, kelimelerin altı toprak gibi boşaltılıyordur. Madde başlığından #hashtaglere geçince kelimeler internet zemininde, fikir kayganlaşıyor, kökler zayıflıyor. “İstediği kadar madde başlığı, ‘trendtopic’ olsun”; içindeki mana çekilince kelime ruhunu kaybetmiş cesede dönüşür.

İnternet, sözlüklerin de canına okudu. İnternete ulaşan herkes kendi aklını beğenip fikrini beyan etme yarışına girince, kelimeler de bundan payını aldı. Asıl manasından uzaklaşanlar, farklı manalar yüklenenlerin sayısı yüzleri geçti. Kelime ve kavramların içinin boşaltılması yeni değil. Ancak internet sözlükleri bunu daha da hızlandırdı. 2000’li yıllardan itibaren internette kurulan kırk kadar sözlük platformu, nasıl oldu ise birer referans noktası gibi görüldü.

Her internet kullanıcısı neredeyse bir “muhteva üreticisine” dönüştü. Lügate bakmadan, lügati görmeden sözlük yazılmaya çalışılıyor. Hatırlarsınız, ilk Türkçe lügati olan Dîvânu Lugâti’t-Türk’ü, Kaşgarlı Mahmut oba oba, boy boy gezerek yazmıştı. Arife tarif gerekmez; ancak arif olan da tarifi bilir.

Tarif bilmeden olmaz

Okur, yazıya tarif ile girizgâh yapılmasını dezavantaj görebilir. Bilinen bir şeyi tarif etmek okuyucunun zekâsı ile alay etmek gibi gelebilir. Lakin tarifsiz yemek yapmak mümkün olmadığı gibi kelimelerin lügat manasını bilmeden, yazının anlaşılması düşünülemez. “Şu Edebiyat Denen Şey” kitabı tarifin zihni açtığını söyler. “İyi bir lügate başvurmak, okuyup yazmanın esas zevklerinden biridir. Olay örgüsünü kaçırmadan ara vermenizi sağlar. Zihninizi yavaş yavaş; ama emin adımlarla açmanın da bir yoludur.”

Diğer yandan okur, tarif etmeyi dezavantaj görse de ilmin usulünde, esasında anlatılan şeyi tarif etmek vardır. Mantık ilminde bu konu gayet net anlatılır. Bir kelime, “efradını cami ağyarını mani” şekilde tarif edilmelidir. Lügat; asıl manasını, ıstılahî; ait olduğu ilimdeki terim manasını bilmeden, o mevzu anlaşılamaz. Bilgiye vüsulde/ulaşmada usul böyledir. Gayrisinde tarifsizlik başlar. Ekonomide yolsuzluk ne ise ilimdeki usulsüzlük de öyledir.

Mesela, münafık kelimesinin etimolojisi ve ıstılahî manası, Kimya-yı Saadet kitabında çok güzel tarif edilir. Münafık, kelime mana cihetinden “nâfık-ul yerbu” deyiminden iştikak eder. Tarla faresinin yuvasında karşılıklı iki delik bulunduğu söylenir, birine “nâfıka” diğerine “kâsıa” denir. Tarla faresi birinin ucundan başını gösterir, öbüründen çıkıp gider. İşte münafığa o yüzden bu ad takılmıştır. Çünkü kendini Müslümanmış gibi gösterir, öte yandan İslâm’dan çıkarak kâfirliğe girer.

Tarifi pekiştirmek için İmamı Gazalî Hazretleri bir de hadîs-i şerife yer verir. “Münafık, iki koyun sürüsü arasında kâh sürünün birine, kâh öbürüne katılan şaşkın bir koyun gibidir. O, bu sürülerin hiçbirinde devamlı barınmaz, çünkü her iki sürüye de yabancıdır. Münafık da tıpkı böyledir, ne tamamen Müslümanlarla kaynaşabilir ve ne de kâfirlerle.”

Böyle orijinal tarifler, internet âleminde bulunmaz. Kitapla arası olmayanlar için internet sığınılan bir liman olunca, başıboş yazmayı orada tatbik ettiler. Bir yetişkin gibi hareket etmediler. Lügate bakmak, nasıl internet âlemine kaydı, devam edelim.

Talihsizlik nerede başlıyor?

Artık çocuk yetiştirmiyoruz, bir yetişkin yetiştiriyoruz. ‘Bir Yetişkin Yetiştirmek’ kitabında, “Teknoloji, interneti hem casus hem de silah gibi kullanıyor.” tespiti oldukça dikkat çekicidir.

Asıl mevzu, Y kuşağı dediğimiz 80’li yılların ebeveynlerinin, çocuklarının okul derslerine yardımcı olmasıyla başladı. “Çocuklarımız ne zorlukta ders çalışıyor olsa bile, ödev yaparlarken yardım etmeden duramıyoruz.”

Y kuşağı çoğu ebeveyn, öğrencinin ödevini yaparken ana kaynak olarak interneti bir bilgi kaynağı olarak gösterdi. Ebeveynler bilgiyi alıp ödevine koyduğunda her şey bitti zannettiler. Ama asıl kavranması gereken, öğrencinin seviyesine göre tarif yapmaktı. İşte ABD’de yaşanan bir misal:

Öğrenciler 2012 yılında, anaokulunda bilim fuarına katılır, konu serbesttir. Değerlendirme ve ölçme için bilim kurulu dışarıdan davet edilmiş. Okul, ebeveynlerin bu değerlendirme oturumuna katılmasına bilerek izin vermemiş. Jürinin tek şartı, hazırlanan projenin öğrenci tarafından tarif edilebilmesiymiş. Gerçekten bir yetişkin de internetin fişi çekilince herhangi bir kelimeyi, kavramı tarif edebilecek mi?

Tarif etmenin bile yaşlara göre değişen seviyeleri var. Gelelim Türkiye’den bir misale. Lügatte bir kelimeye bakan merak edip beş kelimeye daha bakarmış. O yüzden hemen herkesin elinin altında, evinin kütüphanesinde bir lügat mutlaka bulunmalıdır. Lakin biraz istatistik bilgisi verirsek, durumun pek iyi olmadığı görülür.

Fen Edebiyat Fakültesi 1. sınıf öğrencilerine, sözlük kullanmayla alakalı anket yapılmış. Bilmediği kelimeler için internet sözlüklerine bakanların oranı %68 çıkmış. Elinin altında bir Türkçe sözlük bulunduranlar ise %32, sözlüğü olmayanlar ise internet sözlüklerine bakan %68 oran ile aynı çıkmış. En büyük mazeret ise kolaylık ve hızlı ulaşım şeklinde söyleniyor.

Bilgi ile uğraşanların elinden lügat düşmüş. Bunun aksine işin furyası haline gelmiş internet sözlükleri, tembelleşmeyi daha da artırıyor. Hemen bir site satın alıp sonuna sözlük ekleyip, yorum için üye toplayıp ona da ‘sözlük yazarı’ payesi vermek, işin en kolay tarafı. Zor olan şey ise dile giren kelimelere karşılıklar bulmak, dile ve kültürümüze yakışır manalı kelimeler, mefhumlar kazandırabilmektir. Ancak internet sözlüklerinin öyle bir derdi taşıdığı görünmüyor. Bu bir talihsizlik.

Talihsizlik diyorum, çünkü bir kelimenin, dahası bir şahsın, başına gelebilecek en büyük tehlike ile karşı karşıyayız. Lügati elinden düşen insanların sözlük diye rağbet ettikleri yerlerde, gündelik hayattaki bir hadise üzerinden ‘duyum’lar ve fısıltılar ile dercedilmiş malumatlar, dedikodu gibi alt alta sıralanıyor. Sanırsınız ki mahalle kahvesindesiniz ve herkes birbirine bir şey anlatıyor; ama hiçbir şey anlaşılmıyor ve halledilmiyor.

Bu yazının devamını İnsan ve Hayat Dergisi’nin 104. sayısından (Ekim 2018) okuyabilirsiniz.
E-DERGİYİ SATIN AL

(Toplam 194 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.