AraştırmaTarih

Emevilerden Alp Dağları’na Bir İslam Devleti Fraksiniyye

“Fort Freinet” isimli meskûn bölgede mücahitler, serhat şehrinin sınırlarını aşarak İtalya ve İsviçre’ye akınlar düzenlediler. Öyle müstahkem bir üs kurdular ki onları yerlerinden edebilmek, Alp Dağları’nın eteklerinde İslam’a verilen hizmetlere ket vurabilmek adına nice ordular bir araya geldi.

Serhat merceğimizi, Güney Fransa’nın bugünkü La Garde Freinet’ine, yüksek tepelerdeki Ferahşinet’e (فرخشنيط) çeviriyoruz. Diğer adıyla Fraxinet ya da Fraxinetum bölgesi, neredeyse bir asır boyunca bir İslam devletine ev sahipliği yaptı.

Bir asır boyunca şimdi adıyla “Fort Freinet” isimli meskûn bölgede mücahitler, serhat şehrinin sınırlarını aşarak İtalya ve İsviçre’ye akınlar düzenlediler. Öyle müstahkem bir üs kurdular ki onları yerlerinden edebilmek, Alp Dağları’nın eteklerinde İslam’a verilen hizmetlere ket vurabilmek adına nice ordular bir araya geldi. Ferahşinetliler ise sayılarının azlığına aldırış etmeden İslam sancağını, güçlerinin yettiği son ana kadar taşıdılar.

Avrupa’nın Hadim Serhat Şehri: Ferahşinet / Fraxinetum/Fraksiniyye

Tarih satırlarına Ferahşinet ismini yazdıran olaylar silsilesi, 20 Müslüman denizciyi taşıyan bir geminin Fransa açıklarında, şiddetli bir fırtınaya yakalanmasıyla başladı. Müslüman denizciler, fırtınadan kurtulsalar da gemileriyle yeniden sefere çıkabilecek kuvvette değillerdi. Bu sebeple kendilerine, sığınacak güvenli bir liman aradılar. Aradıklarını bulan denizciler, Fransa’nın güneyinde kalan Saint Tropez’den karaya çıktılar. Ve günümüzde Provence bölgesi, Var vilayeti sınırları içerisinde kalan La Garde-Freinet’e hâkim bir tepede bulunan kaleye yerleştiler. Frexinetum isimli bu kaleye, sarp kayalıklar içerisinde yer alan tek ve dar bir yoldan ulaşılmaktaydı.

Fraxinet’e sığınan Müslümanlar, kalenin gayet müstahkem bir yapı olduğuna kanaat getirdikten sonra, bölgeye hâkimiyet kurdular. Sayıları az olan bu insanlar, Endülüs ve Afrika’ya haber göndererek Müslümanları La Garde-Freinet’e çağırdılar. Yüz civarında Müslüman, bu davete icabet etti. Bölgedeki Müslümanların sayıları arttı. Bundan sonra Fraxinet oldu, Ferahşinet. Fransa’nın güneyinde, 886 senesinde kurulan bu Müslüman devletin ismine, kurulduğu şehre istinaden Fraksiniyye denildi.

Provence bölgesindeki siyasi ve askeri karışıklıklardan faydalanan Ferahşinet Müslümanları, 20 yıl gibi kısa bir süre içerisinde devletlerini kurdular. Mağrip dağları ve Alpler başta olmak üzere fethettikleri yerlerde kaleler inşa ettiler. Müstahkem kalelerden müteşekkil bu savunma hattı sayesinde, önemli noktalardaki kontrolü ele geçirdiler. Ve böylece akınlara devam etme cesareti buldular.

Bazı kaynaklarda Sarazenler olarak da isimlendirilen Ferahşinetli Müslümanlar, Provence bölgesinde tam hâkimiyeti sağladıktan sonra 10. yüzyılın başlarında, Fransa sınırlarını aşarak İtalya şehirlerine kadar yayıldılar.  Fraksiniyye, artık bölgede önemli bir güç olarak kabul görmekteydi. Civardakiler, bu güçle mücadele edemeyince çareyi yüksek tepelere ve ormanların derinliklerine sığınmakta buldular. Asrın ilk çeyreği tamamlandığında ise Ferahşinetliler, İsviçre’de etkinlik gösterir hale geldiler. Hatta İsviçre topraklarında kalan, Almanya sınırındaki Saint Gallen’de bile hâkimiyet kurdular.

Hükümranlıkları zamanında Fraksiniyye, askeri bir güç olarak öne çıksa da faaliyetleri bununla sınırlı kalmadı. Kaynaklarda, Ferahşinetli Müslümanların, bölgede gerçekleştirdikleri tarımsal çalışmalar öne çıkar. Şehrin etrafındaki akarsular, bölgedeki tarımsal faaliyetleri geliştirerek verimli kılmış. Sarazenler, bölgenin kaynaklarını kullanarak ticarette de etkinlik gösterdiler. Özellikle kereste ve çıra ihracatında şehri, önemli bir merkez haline getirdiler.

Bahsettiklerimiz çerçevesinde Fraksiniyye Emirliği, Provence bölgesinde hâkimiyet sağlamış, askeri ve sosyo-ekonomik faaliyetleriyle önem arz eden bir sınır kalesi, devleti olarak tanımlayabiliriz. Hatta diyebiliriz ki Fraksiniyye’nin kalbi, Ferahşinet, tam bir serhat şehridir.

Ferahşinet Müslümanları, 20 yıl gibi kısa bir süre içerisinde devletlerini kurdular. Mağrip Dağları ve Alpler başta olmak üzere fethettikleri yerlerde kaleler inşa ettiler.

Emevilerle ilişkiler

Serhat şehri ve devleti, bölge Hıristiyan kuvvetlerinin arasında sıkışmış durumdaydı. Dahası İslam devletleriyle de kara bağlantısı yoktu. Buna rağmen bölgedeki müstahkem yapısıyla dikkat çekmiştir. Fraksiniyye’nin Endülüs Emevileri ile ilişkileri vardı. Fraksiniyye’den bahseden İslamî kaynakların sayısı dörtle sınırlı kalmış. Emevilerle ilişkileri ise dikkat çekici idi. Kaynaklar üzerinden bakıldığında daha nitelikli bilgilere ulaşılabiliyor.

İstahrî, kaleme aldığı Mesâlik ve’l-Memâlik (Yollar ve Ülkeler) kitabında, Fraxinet’teki Müslümanlardan, Allah yolunda cihâd eden kimseler olarak bahseder. Bölgenin imar edilmesini, Müslüman denizcilerin gelişiyle ilişkilendirir. Şimdilerin turizm merkezi bu köy, Müslümanlar gelmeden dağlık ve çoğunluğu boş bir arazi parçasından başka bir şey değildir. Bununla birlikte Fraksiniyye’den, İberya’nın yani Endülüs’ün bir uzantısı olarak bahseder.

İbn Havkal’ın telif ettiği Suretü’l Arz (Yeryüzünün Haritası) kitabında ise hadim serhat şehrindeki Müslümanlar, mücahit olarak vasıflandırılır. İbn Havkal’ın eserinde Ferahşinetli Müslümanların, Emeviler’in Mayorka Valiliği’ne bağlı olduğu zikredilir.

Farsça yazılan ilk coğrafya eser unvanına sahip ve müellifi bilinmeyen Hudûdu’l Âlem (Dünyanın Sınırları) isimli coğrafî kaynakta, Fraksiniyye’den bahsederken İtalya Yarımadası yakınlarında, Akdeniz’in yaşanabilir bir dağı olarak tasvir edilir. Cebel’ül-Kilal (Kereste Dağı) bölgesinin batısında yer alan, zirvesine ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu da belirtilir.

Ayrıca eserde, bu bölgeden kereste ve yakıt gibi malzemelerin temin edilerek İslam dünyasına ihraç edildiği de ifade edilmiş. Fraxinetum civarında yapılan arkeolojik kazılar, kereste elde etmek için kullanılması muhtemel ipuçları vermiştir. Bu araçların üzerinde Arapça yazılar dikkat çekmektedir. Kazılarda gün yüzüne çıkan baltalar, çiviler, testereler, keskiler ve çekiçler, bu tezi kuvvetle desteklemektedir.

“Kaid” unvanlı Nasr bin Ahmed

Son olarak, tarihçilerden İbn Hayyan, Ferahşinet’in etrafında teşekkül eden Fraksiniyye’ye eserinde değinmiştir. Endülüslü tarihçilerin sultanı unvanıyla anılan İbn Hayyan, elle tutulur kayıtlar sunmaktadır.

Endülüslü müellife göre 941 senesinde Endülüs halifesi, Provans Kralı ile bir barış anlaşması yaptı. Halife, anlaşmaya göre Provans Kralının tebaasına, Alp geçitleri boyunca serbest geçiş hakkı güvencesi verdi. Halife, antlaşma metninden, kritik yöneticilere de haber verdi. Sahil boyunca uzanan şehirler, Balear Adaları’nın valileri ve Alp Dağları’nın hâkimiyetini elinde bulunduran Fraksiniyye’nin yöneticisi Nasr bin Ahmed de haber ulaştırılan emirler arasındaydı.

İbn Hayyan, bu olayı kayda alırken, Nasr bin Ahmed’i “kaid” unvanıyla zikreder. Deniz ve kara işlerini yöneten askerî valilerin unvanı olan kaid, Endülüs sahil şehirlerindeki yönetimlerde belirgin bir rol oynardı. Öyle ki sahil kentlerindeki kaidler, merkezi otorite adına bulunduğu bölgeyi idare eden valilerden bile fazla imtiyaza sahiplerdi. Endülüs tarihçilerinin sultanı olarak şöhret bulan İbn Hayyan, Fraksiniyye emirinden böyle bahsetmişti. Alanında bu kadar kıymete haiz bir müellifin eseri, Ferahşinet ile Kurtuba arasında bir bağın, irtibatın olduğunu gözler önüne sermiştir.

Ferahşinet’in düşüşü

10. asrın ilk yarısının sonlarına yaklaşırken bölgedeki Müslümanların, Avrupa’da kalıcı oldukları kanaati hâsıl oldu. Bu durumdan güç alan Sarazenler, İsviçre sınırını da geçtiler ve Almanya topraklarındaki Ren Vadisi’ne akınlar düzenlediler.

Ren Vadisi’nin hükümdarı Birinci Otto, topraklarını tehdit eden bu güce karşı harekete geçti. Akınlar, Birinci Otto’yu, Ferahşinet’ten desteğini çekmesi için Emevî Halifesi Üçüncü Abdurrahman’a elçi gönderdi. Fatımilerle mücadele halindeki Endülüs Emevileri, bu diplomatik olaydan sonra Ferahşinet’e olan yardımını muhtemelen kesti. Fraksiniyye’nin 950 senesinden sonra gerileme dönemine girmesi, bu tahlili desteklemektedir.

Tarih sayfalarında önemli bir dönemeç, 972-973 yıllarında yaşandı. Bölge Müslümanları, bir ara dönemin tanınmış bir Hristiyan din adamını esir aldılar. Bu olay, Birinci Otto’nun bölgedeki Hristiyan liderleri birleştirme hamlesini kolaylaştırdı. Otto’nun ikinci hamlesi, ilki gibi diplomatik değil askerî oldu.

972’nin sonlarına doğru veya 973’ün ilk aylarında Provans Kontu Birinci William önderliğinde birleşen Hıristiyan kuvvetleri, Ferahşinet’e doğru yola çıktı. Tourtour mevkiinde gerçekleşen sefer, şehrin düşmesiyle sonuçlandı. Ve Fraksiniyye Emirliği, tarih sahnesinden çekildi. Bu düşüş, bölgedeki İslam etkisinin sona ermesi anlamına gelmekteydi.

Günümüze kalanlar

Sarazenlerin Ferahşinet’i, Provence’de, La Garde-Freinet köyünün tepelerinde teşekkül etmişti. Fraksiniyye’nin mücahit akıncıları, serhat şehrinde yaklaşık bir asır boyunca mücadele verdiler. Onların bakiyesi olarak günümüze sadece kalenin kalıntıları ulaştı.

Fraksiniyye’nin mirasını taşıyan köy, dar sokakların kenarında bugün hiziplenmiş taş evleri ve haftada iki kez kurulan pazarıyla, kasaba kültürünün izlerini hâlâ üzerinde taşır. Bir de bunlara Ferahşinetli Müslümanların kalesi eklendiğinde, turistlerin ilgi odağı haline gelmesi içten bile değil. Özellikle Müslüman denizcileri, fırtına sonrası karaya çıktıkları Saint Tropez, köye “bir taş atımı” uzaklıkta bulunur. Saint-Tropez’i ziyaret edenlerin gezi rotasında La Garde-Freinet mutlaka yerini alır. Öyle ki turistler, temmuz-ağustos aylarında arabalarını bırakmaya zor yer bulurlar.

La Garde-Freinet, Müslümanlardan sonraki en kalabalık dönemini, 19. yüzyıl sonlarında mantar üretimiyle gördü. Kısa bolluk döneminden sonra, mantar üretimi durakladı. Her ne kadar hasat yapılamıyor olsa bile bugün hâlâ bir mantar meşesinin gölgesinde oturabilir, Freinet Kalesi’ne çıkmazdan evvel güç toplayabilirsiniz.

Meşe ağaçlarının dışında bölgede bir de kestane bahçeleri yaygındır. Köyde uğradığınız herhangi bir hediyelik eşya dükkânında, bu bahçelerin hasadından elde edilmiş kestane kreması, ezmesi, balı ve reçeline rastlayabilirsiniz.

Köyün çevresindeki kıvrımlı ve dağlık yollar, sunduğu parkurlarla doğa yürüyüşünü sevenlere davetiye çıkarır. Tepelerden bahsetmişken, yürüyüşçüler erdiyse muradına, biz de çıkalım Ferahşinet’in kalesine…

Eski Ferahşinet köyü, günümüz La Garde-Freinet’ten 450 metre yükseklikte kayalık bir alana inşa edilmiş. Köy, yaklaşık 30 evden meydana gelir. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıdaki patikalar, konutlara erişim için düşünülmüş. Köy ile kalenin arası, bir cadde ile kesin biçimde ayrılmış.

Coğrafya ve tarih kroniklerinden gördüğümüz gibi kaleye ulaşım, günümüzde de tek bir yerden sağlanabilmekte. Bu dar yol, kayanın oyulmasıyla elde edilmiş. Bulunduğu tepenin zirvesinde kalan Ferahşinet Kalesi, 120 metre karelik bir alana yayılmış. Kale, beş geniş odadan teşekkül etmiş. Odaların en küçüğünün ise bir kulenin zemin katı olmasına muhtemel gözle bakılıyor.

Derinlikleri 8 metreye kadar ulaşabilen hendekler sayesinde su tahliyesi yapılmış. Kayalıkların ve geniş hendeklerin çevrelediği hem eski köy hem de kale gayet müstahkem bir yapıya sahipler. Konumu ve yapısı itibariyle tam bir yönetim merkeziydi. Şimdiyse ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunuyor.

En Yeniler

Bir Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu