Hikaye ve Günlükler

Nasıl?

Sevgili Evladım,

Nasılsın, demek isterdim evvela. Muhtemelen sen de “İyiyim, hamdolsun.” derdin. Ancak “nasıl” olduğunu bilmek, soruyu sormaktan daha zordur.

“Neden mi dersin?” hemen. Suali bir sual ile açıp, ilmi çoğaltmaya çalışırsın.

Her bir kimse sana bir fiili, yapmak ile telkin eder. Pek farkında olmaz insan, arayıştadır, kendini arar. Kendini bulan, Rabbini bilenlerdendir. İşte bunun bile bir “nasıl”ı vardır. Bu sebeple insan “Nasıl olduğunu bilmeden ne olduğunu bilemez.” Yani insan “nasılsız bir niçin” ile düşünmeden işe, fikre, zikre koyulmamalı. Çünkü bu, havanda su dövmek, edebiyat yapmak ve gaz vermek, benzeri halk tabirleri ile ifade edilebilir.

Mesela “Bize bir destek ol. Biz gelince insanlar rahat edecek, İslamiyet şöyle olacak, Müslümanlar böyle olacak!” Sorarsın hep, “Nasıl olacak bu?”

Sana bunları söyleyenin “nasıl”la ilgili bir cevabı var mıdır? Muhtemelen yoktur, ağzından çıkardığı hava gazıdır; yani havadadır, ayakları yere basmamış uçucu cümlelerdir. Bu, çoğu zaman böyledir.

Tekrar tekrar soralım:

“Tamam arkadaşım, doğru dersin; lakin ‘nasıl’ olacak bu iş?”

Muhtemelen cevap:

“O zaman gelsin bakarız icabına, var mısın yok musun sen onu söyle…”

Sen ona güç vereceksin, yardımcı olacaksın belki. O, senden güç devşirecek, ama ondan sonra ne olacağını sen de tahmin edersin. Ne yapacağını biliyor; ama nasıl yapacağını söylemiyorsa, söyleyemiyorsa sen onun ne yapacağını zaten bilirsin.

Nasıl sorusunu hemen herkes erteliyor:

“Bir gelelim, bir kere bana destek ol, hayat memat meselesi…” Öyle olmaz! “Nasıl”ı göstermeden, anlatmadan hiçbir fikre itibar etmeyesin. Devam edecekler:

“Şöyle olacak, şöyle yapacağız…”

Cevabını iste. “Nasıl? Tek tek anlatınız; bir görelim…”

“Nasıl?” bir tefekkür mekanizma sorusudur. Daha işe başlamadan fikirleri tartma işlemidir. Kişinin kendisiyle, çevresiyle muhasebe yapmasıdır. Fikrin ana damarlardan, kılcal damarlara kadar dolaşımını gösterir veya tıkanıklığı, köksüzlüğü ortaya çıkarır. Muhakeme, muhasebe ve mütalaa sualidir. Harekete geçmeden fikrin tahrik, tahrip olmasını önler.

Nutuk kürsüde, ders okulda verilir. O mecliste, oturulan yerde hemen herkes aynı hisler içerisindedir, hisleri harekete geçirmek, hatta halkı ve hayranlarını sokağa dökmek, bazı manevî noktalara dokunmakla pekâlâ mümkün ve kolaydır. Bu, insanın hoşuna da gider. Hisler tazelenir; konuşma biter, çıkılır. İşte “Nasıl?” bundan sonra başlıyor. Çünkü konuştuğun yerde farklı inançtan, farklı milletten daha galiz bir ifade ile karşıtların-muarızların hatta ve hatta düşmanın yok ki… Ne yapacağını ne yapmayacağını hiç durmadan, öyle uzun uzun, enine boyuna, ağzını yaya yaya anlatabilirsin.

İş, asıl “nasıl”a dayanınca sadece bir şeyi yapıp yapmayacağına karar vermek için ömür boyu düşünmen gerekebilir. “Nasıl”lar seni doğruya sevk edecektir.

Nasıl, nedir,  biliyor musun?

Ne ile asıl’ın terkibidir. Yerleri değiştirip okursan: “Aslın ne? Aslından koptun mu bugün? Asıl ile aran nasıl?” demektir.

Asıl; bitki kökü için söylenirmiş. Sonra mecazen; temel, esas, soy gibi manalara gelmiş. Köklerinde ne var senin, temiz su ile mi, kirli su ile mi beslersin kalbini, feyz kaynağın ne?

Sonra sorarsın işte “Bunu nasıl yapabiliyor. Düşman olsa yapmaz bunu.” Sen karşındakine  “nasıl”ı sormazsan, sonra “nasıl ya” diyerek, hayrete düşersin. Sonunda sorsan bile, “Nasıl yaptığını” anlayamazsın. Çünkü seni de n’asıldan uzaklaştırmıştır.

Nasıl; usuldür. Ne yaptığın yani “nasıl”ı harekete geçirdiğin ise vusuldür. İşte, usulsüz/asılsız vusul olmaz, denilen düstur budur. “Ne” yapacağımız ve “nasıl” yapacağımız mevzularını, Kur’ân-ı Kerîm ve sünnet-i seniyye beraberce izah eder. O zaman hak mezhebin kaynakları olan sünnet-i seniyye ve hadisi şerifleri inkar eden, “nasıl” yapamayacağını da itiraf etmiş olmaz mı?

Kısacası evlat, “asıl”ın yoksa “nasıl”ı da bilemezsin, nesli de bilemezsin. “Nasıl”ı kaybeden, neslini de kaybeder. Her “nasıl?” sorusuna muhatap olduğunda “Aslında ne, neslinde ne?” sorusunu, hatırında bulundurmayı unutma.

Etiketler

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı