AraştırmaİnsanKeşfet

Venezuela

Paranın Değeri ve Pul Olma Misali

Venezuela tam 300 milyar varillik varlık ile dünyanın kanıtlanmış en çok petrol rezervine sahip ülkesi. Normal şartlar altında sadece bu kaynak ile güçlü bir ekonomiye sahip olması gereken Venezuela, nasıl bu duruma geliyor?

Ağır ekonomik krizdeki Güney Amerika ülkesi Venezuela’da Nisan 2017-Nisan 2018 tarihleri arası 1 yıllık enflasyon yüzde 13 bin 779’a yükseldi. Bu rakamlarla Venezuela’nın nasıl bir durumun içinde olduğunu hayal etmek dahi gerçekten çok zor!

Peki, bu durumun temelinde yatan unsurlar nelerdir? Gelin bu yazımızda Venezuela örneğinden yola çıkarak “Paranın Değeri” konusuna detaylı olarak eğilelim…

Venezuela’nın para birimi Bolivar’dır. 2010 yılında 1 dolar yaklaşık olarak 8 bolivar idi. Günümüzde ise reel piyasada 1 dolar 100.000 Bolivar’ın üzerinde bir değere sahip. Yani tam tabiri ile Venezuela’nın parası pul olmuş durumda. Öyle ki Venezuela ekonomisi sadece 2018’in ilk çeyreği için yaklaşık olarak %15 küçülmüş durumda.

Nasıl oldu da Venezuela bu duruma geldi?

Venezuela tam 300 milyar varillik varlık ile dünyanın kanıtlanmış en çok petrol rezervine sahip ülkesi ve normal şartlar altında sadece bu kaynak ile güçlü bir ekonomiye sahip olması gereken Venezuela her geçen gün daha zor bir duruma doğru ilerliyor.

Aslında yakın geçmişe kadar iyi durumda olan Venezuela ekonomisi, petrol fiyatlarının düşüşü ve ülke içindeki siyasi hareketlerle beraber dipsiz bir kuyuya sürüklenmiş durumda. Mesela 1960’ta Suudi Arabistan’dan yaklaşık iki kat fazla petrol üretimi olan ülke, günümüzde Suudi Arabistan’ın üretimini yaklaşık 10 kat artırmasına karşın üretimini artırmak bir kenara 1960 yılı seviyelerinin de altına düşürmüş durumda. Bu durum da zaten petrole dayalı olan ülkenin hem miktar hem de fiyat olarak gelir kaybetmesi ile çöküşüne zemin hazırlamış durumda.

Ancak bu rakamlar ve diğer sayısal veriler ülkenin ekonomisindeki küçülme oranı ve paranın değerindeki inanılmaz düşüşü açıklamak için yeterli değil. Dolayısı ile tam bu noktada bir soru önem kazanmaktadır:

Paranın değerini ne belirler?

Paranın değerini, döviz kuru dalgalanmaları ve paranın değerinde oluşan düşüş etkiler.
Temelde paranın değerinin düşmesi aslında mikro bir bölgesel olaydan çok makro veriler ile açıklanabilir. Mesela, A ülkesinde paranın değerinin düşüşüne olumsuz etki edebilecek unsurlar olsa da eğer dünyadaki diğer ülkeler daha fazla değer azalışına sebep olacak nedenlere sahipse para değer kaybetmek yerine değer kazanır. Mesela, siz üretimi azalttığınız zaman paranızın değerinin düşmesini beklersiniz. Ama diğer ülkeler sizden daha fazla azaltmış ise o zaman paranız değer kazanır. Çünkü bir paranın değeri diğer paraların değerleri ile kıyaslanarak artar veya azalır.

Dolayısı ile paranın değeri, o ülkenin verileri ile tek taraflı olarak açıklanmaya yetmez.
Ekonomistler paranın değerini enflasyon, faiz oranı, dış ticaret hadleri, cari açık, kamu borcu ve istikrar gibi kavramlar ile açıklarlar. Ancak konunun daha fazla derinine inildiğinde bu kavramların birleştiği noktanın arz-talep dengesi olduğu anlaşılır.

Yani, herhangi bir sebep ile dünya devlet ve insanlarının bir para birimine ilgisinin ve talebinin artması veya azalması o para biriminin değerinde yükseliş ve düşüşlere sebep oluyor. Bu arz-talep değişimi kimi zaman ekonomik sebeplere dayalı olurken kimi zamanda anlaşılmaz bir şekilde itibari değere bağlı olmaktadır.

Asıl kalıcı olan ekonomik temeldir

Daha önceki sayımızda bahsettiğimiz üzere daha bir gerçek para birimi dahi olmayan Bitcoin gibi kripto ve sanal paraların nasıl değer kazanmış olduğunu ancak insanların ona beslediği itibar ve artan talep ile açıklayabiliyoruz. Dolayısı ile paranın değeri gibi bir konuda sadece ekonomik veriler değil özellikle davranış temelli unsurlar da önemli rol almaktadır.

Bu noktada ülkeler ekonomik olarak başarılı bir yol izleseler dahi paralarının değeri düşebilir veya tam tersi ekonomik anlamda negatif bir ivmeleri olsa da paraları değer kazanabilmektedir. Burada önemli olan nokta bir şekilde paraya duyulan talebin kesilmemesi ve artırılmasıdır. Bu da ancak toplumun tüketici değil üretici olması ile mümkündür.

Fakat burada belirtilmesi gerekir ki itibari olarak artan veya azalan parasal değerler, zaman içerisinde bir şekilde reel konumlarına geri dönerler. Bu zaman kimi dönemlerde çok kısa olurken kimi zaman yıllar sürebilir.

Dolayısı ile aslında temel olarak yapılması gereken şey anlık gidişatı değil ekonomik temelleri takip etmektir. Eğer siz, yıllara oranla az üretirseniz, üretim temelli düşünmezseniz, asıl ekonomik sıkıntı budur. Bu hem kişisel yatırımlarımız hem de ekonomiler için önem arz etmektedir.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı