EğitimAraştırma

Yazarın Yazma Alışkanlığı Değişirse “Okumama” Alışkanlığı Nasıl Kazandırılıyor?

Alışkanlıklar, yazarın konuyu ele alış şeklinde de görülür: “Kitap okuma alışkanlığı nasıl kazandırılır?” Herkes bu sorunun peşindedir. Bu ele alış şeklini değiştirerek “Okumama alışkanlığı nasıl kazandırılıyor?” onu yazacağız.

Çocukları kitap okumaya nasıl alıştırmazsınız? Çocuklar, kitaptan evvel ekranla tanışıyorlar. Eskiden 3-6 yaş arası olan seyretme alışkanlığı 3 yaşın altına düştü. Eğer “Çocuk daha bu yaşta kitap okumuyor, izlemeyi seviyor.” deyip kitap almaktan vazgeçersiniz. “Seyretmek bedava” cümlesi başlarda tatlı gelir, ama gelecek zamanınızdan çaldığınızı unutursunuz. Hatta “Bu kitapları alıyorsun ama okumuyorsun, okumazsın.” deyip kitap aldırmaz ve kitap almaya göndermezsiniz.

Kitap, daha çok küçük yaşlarda tanışılması gereken bir öğrenme aracıdır. Almanlar, “Küçük Hans’ın öğrenmediğini, Hans hiç öğrenemez.” derler. İş okumak olunca çocukluk için şöyle söylenebilir. “Çocuk okumazsa, büyük/yetişkin insan hiç okumaz.” Kitap okumak,  sadece çocukların kazanacağı bir alışkanlık değil, çocuklukta kazanılacak bir alışkanlık. Bu sebeple, küçük yaşlarda “okumama alışkanlığının kazandırılmaması” gerekiyor.

Bir

Çocuk yaşlarda “neyin” okunacağını bilmemek en büyük problemdir. Her yaşın algılayış, idrak ediş seviyesi var. Büyük yaşlar için yazılmış kitapları, eserleri okumak, çocukların okumadan soğumalarına bir sebeptir. Anlamak, insanı mutlu eder. Çocuğu, anlayacağı en doğru ve güzel kitaplarla tanıştırmamak, okumamayı sevdirir. Okumayı sevdirememenin birinci ve en önemli sebebi budur.

Çocuk, nasıl ilk doğduğu andan itibaren gıda cihetinden açlık çekiyorsa kitap okumaya da açtır. Yani en baştan itibaren “okuma açlığı” çeker. Bu açlığı gidermek için kendi gayretleriyle eline geçeni okumaya başlarlar. Eğer evde kitaplık veya kütüphane; hatta kitap yoksa kitap okumama alışkanlığını kazandırmanın en büyük adımını üstlenmiş, daha ilk başta üzerinize düşen görevi yerine getirmişsinizdir. Zaten kitap yoksa çocuğun okuyacağı kitapları bir sıraya koymak ve hafiften ağıra doğru gitmesini sağlamak için de uğraşmazsınız.

İki

İnsan, doğduğu ilk andan itibaren bütün işlerini ailesinden, anne ve babasından destek alarak yapar. İnsan, muhtaçtır. İşte bu okuma ihtiyacının da karşılanması gerekir. Küçükken anne ve baba, onlarla birlikte renkli, resimli kitapları karıştırmaya başlar. İlgisini ilk önce renkler ve resimler çekecektir. Bu resimler, ne yazdığından daha mühimdir, çocuğun, çevresinde gördüğü şeylerle ilgili olmalıdır. Dinozor, ejderha ve fantastik hayali bir resim dünyası çocuğa, kitap ile arasında bir anlam bağı kurdurtmaz. Renklerin canlı ve çeşitli olması, dikkati uyanık tutacaktır. Resimsiz, sadece yazılı bir kitap, okumama alışkanlığı kazandırmaya yardımcı olur.

Üç

Gıdada abur-cubur olduğu gibi kitapta da abur-cubur vardır. Renkli, resimli ve süslü, ucuz diye her kitap çocuğa alınmaz. Ambalaj kadar, içi de içerik de mükemmel olmalıdır. Az çok çocuğun beğendiği şeyler tahmin edilebilir, markette olduğu gibi. Seçilecek kitaplar çocuğun zevkine hitap etmelidir. Binbir türlü kitap alınarak çocuğun hangisinden hoşlandığını bulmak, çözüm değildir. Bu, pahalıya mal olur ve çocuğun seçim gücünü azaltır. 3 yaşına kadar bir çocuk hangi meyveleri, sebzeleri, renkleri, hayvanları gördüyse, tanıdıysa onlardan bahseden resimli kitaplar tabii ki alışkanlık kazandıracaktır. Gerçek hayatta olmayan, çocuğun karşılaşmadığı bir dünya, kitaplarda karşısına çıkarsa ilgi oluşturulamaz ve “kitap okumama alışkanlığı kazandırılmaya” devam edilir.

Dört

Markettesiniz, çocuğunuz her şeyi almak için saldırıyor. Ne yaparsınız? Bütün hepsinin içinden bir tanesini seçmesini istersiniz. Çocuk, kitap almak istediğinde çoğu zaman, mani-engel olursunuz. “Sen onu okuyamazsın, o senin işine yaramaz.” mı dersiniz? Belki çocuğunuz aynı ürünü nasıl isterse, birçok kere baktığı, neredeyse ezberlediği bir kitabı tekrar tekrar isteyebilir. Bu, alışma ve sahiplenme emaresidir. Ancak, aynı tarz kitaplar alarak farklı kitapları da sevmesini sağlayabilirsiniz. Çeşitlilik arttıkça okuma alışkanlığı da artacaktır. Eğer “okumama alışkanlığı kazandırmak” istiyorsanız, hiçbir kitap mağazasına girmezseniz; yukarıdaki olaylar da yaşanmaz. Markete de girmezsiniz zaten, çocuk bir şey almasın diye!

Beş

TV mi, daha genişletilmiş olarak soralım, diğer ekranlar mı? Kitap mı? İnsanın okuma meraklısı olup olmadığı 3-6 yaşlar arasında kendini belli eder. Nasıl mı?  Eğer etrafındakiler sürekli ekrana bakıyorsa, o ekranın daha önemli bir şey olduğunu, oraya çok bakılması gerektiğini düşünür. Diyeceksiniz ki, “Ekran, ona daha sevimli geliyor, ekrandayken daha rahat hareket ediyoruz.” kitap almaktan vaz mı geçmeli? Kendiniz kitapla ilgilenin, kitapları seyredin. Kitap almasanız bile kitap mağazasına uğrayın, “Buraya niye geldik?” sorusunu soracaktır. Bir süre sonra kitaplarla ilgilenmeye başladığını fark edeceksiniz. Diyeceksiniz ki “Videolar vesaire kitaptan daha cazip, çocuğun ilgisini daha çok çekiyor.” O zaman siz de çocuğunuza videoda kitap okuyormuş gibi yapın. Kitapları güzel tonlama, vurgulama ve canlandırmalarla yüksek sesle okuyun. Eminim ki hiçbir çocuk buna hayır diyemeyecektir.

Mesela, akşamları kısa hikayeleri, ilgi çekecek seviyede okursanız, çocuk “Bu, gerçekten kitapta var mı?” diye sayfaya bakacaktır, tabii resimleri görecektir. Fakat burada en önemli konu; çocuğun sevdiği, hayalinde var olan, canlandırabileceği konuların seçilmesidir. Bu konu, yine televizyonda seyredeceği herhangi bir programdan daha ilgi çekici olmak zorunda. Sonuçta bütün içerikleri insanlar üretiyor, bunu her insan gibi siz de yapabilirsiniz. Zaten hazır kitap da var. Bütün bunları yapmayarak, “Çocuğum ekrana bayılıyor, o zaman uslu duruyor.” diyerek, okumama alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Altı

Çocuk büyür, büyük insan olma yolunda ilerler. Okul yaşı gelir, imkânlar daha da genişler. Onlar artık macera kitaplarını okuyacak yaştadırlar. Macera tarzı, 80-100 sayfalık kitaplar, yeni okuma sevgisi duyan çocuklar için iyidir. Burada çocuk, başlarda kitaplardan bir şey öğrenmez gibi görünür. Evet, bu tarz kitaplar doğrudan bir bilgi sunmaz. Oradaki nüans, macera, heyecan ve hayal dolu serüvenler, masallar çocuğu kitaba iyice bağlayacak, alıştıracaktır. Zaten yaş ilerledikçe o kitapların sadece maceradan ibaret olduğunu kendisi keşfedecektir. “Serüvene odaklanan kitaplar bir şey öğretmiyor.” derseniz, okumama alışkanlığı kazandırmaya bir adım daha yaklaşırsınız.

Yedi

Çocuk, yaşı büyüdükçe hayatını yönlendirecek, bilgiye doyuracak kitapları kendi seçmeye başlayacaktır. Maceracı ruhu, yerini meraklı, durgun bir hale bırakacaktır. Okuyabileceklerini, çeşitli tavsiyeler de alarak seçici bir gözle süzer. Böylece kendine özel bir kitaplık oluşturmaya ve kitaplığını zenginleştirmeye başlar. “Kafası karışmasın, sadece macera kitapları okusun.” derseniz “okumama alışkanlığını kazandırmanın” son ve öldürücü adımını da atmış olursunuz.

Özet

Bütün hepsini özetlemek gerekirse;

  • Çocuğun yaşına göre kitaplar almazsanız,
  • Kendisi kitap almak istediği zaman mani olmaya kalkarsanız,
  • Çocuğunuzla birlikte kitapçılara gitmezseniz, onunla birlikte kitap bakmazsanız, yeni çıkan kitaplar hakkında bilgi almazsanız,
  • Sürekli ekrana bakar, kitaplarla anne baba olarak evvela siz ilgilenmezseniz,

“Kitap okumama alışkanlığını” kazandırmış olursunuz.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu